açılım isteyenlere!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! itaf ediyorummm..


Canım Oğlum,

Nereden, nasıl başlasam
bilmiyorum. O kadar özledim ki seni…

Canım yavrum, sen bizim ilk göz
ağrımızdın.. Dört gözle beklemiştik babanla doğumunu… Dokuz ay sonra hastanede
seni kucağıma bıraktıkları ilk gün vuruldum sana… Ne güzel gözlerin vardı, ışıl
ışıl… Öyle güzel kokuyordun ki… Evimize neşe getirdin. Bir de hep uslu çocuktun,
hiç üzmedin beni… Ne sık sık ağladığını bilirim, ne de yok yere huysuzlanmanı…
Uyurken bile gülümserdin, meleklerle oynadığını düşünürdüm. Hastalanırsan
başından ayrılmazdık, babanla nöbet tutardık sabaha kadar… İlk adımını unutamam,
sonra ilk ''anne'' deyişini… Hep üstüne titredik.

Sonra büyüdün… Zaman su
gibi geçiyor. Her dışarı çıkışında, her seyahatinde sana belli etmedim ama
yüreğimden neler koptu.

Bir tek seni askere uğurlarken rahattım.
Komutanlarının sana gözü gibi bakacağından emindim. Bir süre sonra Güneydoğu''ya
gideceğini haber ettin. O kadar heyecanlıydın ki, öyle emin konuşuyordun ki…
“Göreceksin anne, bu devlet düşmanlarına gereken cezayı vereceğim. Vatanımın
dağlarını bu eşkıyalardan temizleyeceğim” diyordun. Hep komutanlarının
iyiliğinden, arkadaşlarından bahsettin. Rahatlığın, güvenin bizleri de
rahatlattı. Sana sadece “Kendine dikkat et evladım” diyebildim. Ne de olsa seni
bugünler için yetiştirmiştik. “Merak etme” diyordun, “Merak etme annem. Kalbini
rahat tut!” Bir gün merakta bırakmadın bizi, fırsatın oldukça sık sık aradın,
ayda bir mektubunu aldık. Mektubunu dakikalarca kokladığımı bilirim. Gönderdiğin
fotoğrafları baş ucumuza koyduk.

Son mektubunda “Ben şehit olursam,
ağlamayın sakın! Düşmanları sevindirmeyin.” diyordun. Telefonda “O nasıl söz
oğlum” dedim. Sustun, sanki içine doğmuştu. “Hakkını helal et, güzel annem”
dedin. Nereden bilirdim bu konuşmanın seninle son konuşmamız olduğunu… Baban
duymuş önce, haberlerde söylemişler. Söylemediler önce bana… Kardeşin de
sakladı. Ana yüreği bu, hissettim ben… Sonra öğrendim ki, pusuya düşürmüşler,
çıkan çatışmada vurmuşlar seni… Elleri kırılsın o zalimlerin… Sanki canımı
aldılar, sanki dünyayı başıma yıktılar. Bir ateş ki yüreğimin tam ortasına
oturdu. Komutanlarınla görüştük, seni çok övdüler. “Kahramanca çarpıştı. Kanı
yerde kalmayacak. Bizi de evladınız sayın artık.” dediler. “Vatan sağolsun”
dedim. Oğlum seninle hep gurur duydum, sağlığında bir gün olsun boynumuzu eğik
gezdirmedin … Cenaze töreninde de başımız dik, gururluyduk. Sana sözümüzü
tuttuk, bir damla gözyaşı göstermedik, namertler sevinmesin diye… Hep içimize
akıttık gözyaşımızı… Bayrağa sarılı tabutunu öptüm. Ben senden bir saat, bir
dakika ayrı kalamazdım, şimdi seni nasıl toprağa koyacaktım a canım oğlum!


Aradan onca zaman geçti. Acın, hasretin içimizde yavrum… Bir kerecik
bile olsa kokunu alabilsem, saçlarını okşayabilsem, öpsem gamzenden… Sevindirici
bir haberim var sana… Komutanların sözünü tuttu yavrucuğum, kanın yerde kalmadı,
sana kıyanları tez zamanda buldular, cezalarını verdiler. Cenazene gelmeyenler,
cenazene gelmeye utananlar, “senin gibi ana kuzularını vuranları affettiler
yavrum… Acımıza, acı eklediler.” Onları affetmeyeceğim. Canım oğlum, fırsat
buldukça yanına geliyorum, dertleşiyorum seninle… Sağolsunlar, komutanların her
fırsatta gelip misafirimiz oluyor. Yokluğunu aratmıyorlar. Yakında kardeşin de
askere gidiyor. Bu vatana bir arslan verdim, gerekirse ikincisini veririm.
“Vatan Sağolsun”

Seni çok seven annen…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !