9 Eylül - İzmir'in Kurtuluşu KUTLU OLSUN..‏















Güzel İzmir’İMİZİN Kurtuluşu ...

 

Gürbüz D. Tüfekçi
Sosyal Antropolog

 

9 Eylül İzmir’in kurtuluşunu, büyük bir sevinç; ama, buruk bir duygusallıkla anmışımdır hep. 26 Ağustos “Taarruz” başlar. 30 ağustos 4 gün sonra “Büyük Zafer”. Parmak hesabıyla 11 gün sonra da ordu İzmirde; hepsi- hepsi 14 (ondört) gündür süre.

Bu tarihi İlk okullardayken öğrendik ben yaşta olan bu günkü gençler. Devrimin içinde yaşamış öğretmenlerimiz göz yaşları içinde anlatmışlardı kurtuluşları. Olayın öneminin ayırdına varmamız ise biraz zaman aldı. Dile kolay geliyor bu konulardan sözetmek. Oysa zaman ve mekan içinde düşününce, insan farklı boyutlara uzanıyor. Örneğin:Dumlupınar nere,İzmir neresi? Aradaki mesafeyi bir öğrenin bakalım, kaç kilometrelik yol? Kuş uçuşu olarak da hesaplayabilirsiniz...Yüzlerce kilometre arazi

Parçası üzerinden ”dere, tepe,ova;eğri, düz; inişli, yokuşlu; engebeli çok engebeli; taşlık,kayalıkmış buralar” diyerek farklı görüşler belirtip bildirecek “lüksünüz” yok. Karşınızda sizleri öldürmeyi yok etmeyi düşünen bir düşman askeri var.

1919 yılında “İzmiri işgal etmeyeceğiz” diye söz vermiş olmalarına karşın, sömürgeci (emperyalist) kışkırtıcılarının politik çarpıklıklarına uyup,aynı yıl içinde, aşama aşama işgal ettiği köy ve kasaba halkını insafsızca katleden bir düşmanla savaş var savaş...

Bugünkü teknik olanaklar yok. İsterseniz varmış gibi de düşünebilirsiniz...Değişmeyecek bir gerçeği inkâr edemezsiniz (yadsıyamazsınız): piyade sınıfı bu yolu yüreyecektir. Biliyormusunuz ki ordu İzmire süvarisi,piyadesi ve ağırlıklarıyla aynı günde girmiştir... “Mehmetçik” bu yolu 15 günde hangi güçle nasıl aşabildi? destanlara konu olabilecek yücelikte bir başarıyla karşı karşıyayız. Bu sorunun yanıtını Genel Kurmay başkanlığınca yayılanan askeri teknik bildirilerde bulabiliriz kuşkusuz. ..ya duygusal yönü?

Ülkenin yarıdan fazlası,emperyalistlerin işgali altında. Birtakım anlaşmalarla halk tutsak edilmeye çalışılıyor. Bir dönemin üç anakarası üzerinde toprakları bulunan İmparatorluk son nefesini vermek üzeredir. Osmanlı imparatorluğunun batışıyla ilgili pek çok neden sayılabilir;ama, Atatürk onca nedeni teke indirerek:”...uzun yüzyıllar ulusu aymazlık içinde bırakan çeşitli nedenler aradsında gerçek noktayı ,bir sözcükle belirtmiş olmak için diyebilkirim ki tüm yoksulluklarımızın kesin nedeni zihniyet (düşünsel doku) meselesidir ( sorunudur). İnsanlar ve insanlardan oluşan toplumlar herşeyden önce tüm bireyleriyle tutarlı bir zihniyrte sahip olmalıdırlar. Zihniyeti zayıf,çürük,bozuk olan bir toplumsal kurumun bütün çalışma ve çabaları boşunadır. İtiraf etmek zorundayız ki,tüm islâm dünyasının toplumsal kurumlarında hep yanlış zihniyetler egemen olduğu içindir ki doğudan batıya kadar İslâm ülkeleri düşmanların ayakları altında çiğnenmiş ve düşmanların tutsaklık zinciri altına girmiştir.”.

Osmanlı imparatorluğu Batı’da “hasta adam” olarak anılmaktadır.

Mustafa Kemal bu hastalığı ve sağaltı için gerekenleri saptamıştır. Yaptığı tüm devrimlerde uyguladığı yöntemi şöyle açıklıyor:

İnsanları istediği gibi kullanan güç,düşünceler ve düşünceleri teşhis (tanıtlayan) ve tamim eden (yaygınlaştıran) kimselerdir. Düşüncenin özelliği de hiçbir karşı düşüncenin bozamayacağı bir kesin şekil ile kendi kendisini kabul ettirmesidir. Bu ise düşüncenin yavaş yavaş duyguya dönüşerek, inançlar biçimine dönüşmesiyle olasıdır...”

Mustafa Kemâl harp okulu ve akademideki öğrenciliği sırasında,öğrenci

arkadaşlarini bagimsiz bir Türkiye Cumhuriyeti kurmaga hazirlamiştir. Okulun yatakhanesinde arkadaşlarina, ders verir gibi, gelecekte yapilacak işleri anlatmiştir. Buradaki konular arasinda osmanli öncesi Türk tarihi oldugu kadar,toplum bilim,dünyadaki sosyo kültürel degişim olaylarini da yeralmaktaydi diyebiliriz. Anadolunun herhangi bir yerinin işgaliyle ilgili savaş oyunlari ve problemleri üzerinde de duruldugu arkadaşlarinin yazdigi anilardan anlaşilmaktadir.

“Bağımsız Türkiye” için Çanakkale’de Anafartalar savaşı bir başlangıç noktası oluşturmuştur. Atatürk burada ve askerlik süreince kazandığı bütün madalya ve nişanlarını takındığı, üniformalı, taş basması bir fotoğrafını Samsuna çıkmadan altı ay önce,bütün imparatorluğa dağıttırmış,kendisini Türkiye halkına tanıtmıştır.

“Anafartalar kahramanı Mirliva (tümgeneral) Mustafa Kemal” yazılıdır resmin altında.

Karadenizden başlayarak girtigi her yerde,halkla iletişim kurma olanagi yaratmiştir. Konuşmalarinda üzerinde önemle durdugu konu,Türklük ve ulus bilincini oluşturmaktir. Türklerin tarihte özgür insanlar olarak büyük devletler kurduklarını,savaşlardaki kahramanlık dolu destansı başarılarını anlatır. Aslında Toplumu bağımsız bir devlet kurmaya hazırlamaktadır. Konuşmaları, yerel gazetelerde olduğu kadar,öğretmen kongrelerinden de topluma ulaşmaktadır. Şimdiki gibi değil ne radyo var ne tv...

30 Ağustos utkusu (zaferi) bağımsızlığımızın da simgesi olmuştur. 10 Temmuz 1920 de Bursa’nın işgalinden sonra TBMM kürsüsü üzerine örtülen siyah çarşaf kaldırılmıştır. Büyük zaferi izleyen günlerde düşman elinden kurtarılan illerimiz düşünülünce bir haftalık anmanın bile az olduğu görülür.

Bu savaş,Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri“buyruğu kadar önemli bir başka komutunu da doğrular:

“Hattı müdafa yoktur sathı müdafa vardır. O satıh bütün vatandır.” Gerçekten de bu savaşta uygulanan yöntem bu iki buyruk yönünde olmuştur. Bati Anadolu bir “satih” olarak ele alinarak Akdenize ulaşilmiştir.

İzmire girişte piyade erlerinin ayakkabı yada çarıklarının tamamen parçlanmış olduğunu, bir anı da okuyunca gözlerim doldu. Yüreğim burkuldu. Doğrusu kurtuluş savaşı gazi ve şehitleri için ne yapılsa azdır diye düşünmümüşümdür herzaman..

Gönül istiyor ki İzmirin kurtuluşunda Süvari güçlerinin komutanı olarak görev yapan Gen. Sn.İzzettin Çalışlar ile Piyade tabur komutanı Gen.sn. Kâzım Sevüktekin de anılsın...Bu iki yüce askerin ne denli zorluklarla bu işi başardıkları düşünülecek olursa, onları ayrıca ve özel olarak anmakla ulusal bir görevin yerine getirilmiş olacağına inanıyorum.Umarım “Toplum Örgütleri”Türkiye geneline yansıyacak bir uygulamaya önayak olabilirler...

1



 
9 EYLÜL
1071 yılında türklerin anadoluya yerleşmesi ile başlayan onurlu sürecin 
çanakkale savaşıyla emperyalist güçlerin türk ulusunu köleştirme çapalarının boşacıkarıldığı 
30 agustos 1922 anadolu topraklarının tapusunun alınmasıyla 
tebadan yurtaşlığa - padışahlıktan ulus egemenliğine gecerek türk insanın özgürleşme gününün adıdır .
9 Eylül köleleşen ve yoksulaşan bir ulusun emperyalizmin üzerine kükrediği
9 Eylül Türk ün , Karanligin üstüne günes gibi doğduğu 
9 Eylül Türk ün, bütün başlardan üstün oduğunu 
9 Eylül Türk ün, Tarihten önce var olduğunu, tarihten sonra var olacağını .
İSPATININ ADIDIR .

























9.EYLÜL SÜVARİLER GÜNÜ

26 Ağustos 1922'de başlayan ve 30 Ağustos günü zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz'da Türk Süvarilerinin Çevirme Harekatı ve 09 Eylül 1922'de İzmir'de son bulan Takip harekatı İstiklal Harbimizde çok önemli bir yer tutar.

9.Eylül.1922'de Yüzbaşı Şerafettin komutasında İzmir'e giren Süvari birliğimizin Hükümet konağına Bayrağımızı çekişi yıllardır hafızalardan silinmemiştir.

Bu başarının anısına 9. Eylül tarihi süvariler günü olarak başta emekli süvarilerimiz olmak üzere büyük illerimizde törenlerle kutlanmaktadır.


9 Eylül – İzmir’in Kurtuluşu 


Dokuz Eylül Anadolu İnsanının Özgür Birey Özgür İnsan olma tarihinin başlangıcıdır...
19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan Ulusal Kurtuluş Savaş yolculuğu 9 Eylül 1992'de İzmir'de sona erdi. 
Bugün İzmir'in Kurtuluş Günü; emperyalizmin Anadolu topraklarından sürüldüğü denize döküldüğü gün. Mustafa Kemal 'in önderliğindeki ulusal özgürlük ve kurtuluş savaşının kazanıldığı o büyük utkunun adıdır
9 Eylül. 
1 Eylül 1922 Mustafa Kemal  tarihi emrini verdi: "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri!.." 
Bağımsızlık ateşi ile yanan Türk Birlikleri bir an önce İzmir’e girmek için yıldırım gibi ileri atıldılar. Yunan ordusu silahını cephanesini ve malzemesini terk ederek kaçıyor kaçarken de her yeri yakıp yıkıyordu. Binlerce ölü veren Yunanlıların toparlanmaları olanaksızdı. Tek hedefleri İzmir'e ulaşarak gemilerle kaçmaktı. 

Türk birlikleri 1 Eylül'de Uşak ve Kütahya'ya ertesi günde Eskişehir'e girdiler. Batı Anadolu kentleri birbiri ardına geri alınıyordu. 4 Eylül'de AlaşehirBuldan Kula Söğüt 5 Eylül'de Bilecik Bozöyük Simav Demirci Ödemiş Salihli; 6 Eylül'de Akhisar Balıkesir 7 Eylül'de Aydın 8 Eylül'de Kemalpaşa ve Manisa'ya Türk ordusu giriyordu. 
Türk ordusunun üstün başarısı karşısında Yunanistan 2 Eylül'de İngiltere'ye başvurarak Yunan ordusunun Küçük Asya'yı boşaltması için ateşkes sağlanmasını istedi. Lloyd George ve Lord Curzon ise Türklerin İzmir yakınlarında durdurulabilmeleri halinde daha iyi bir barış sağlanabileceği önerisinde bulundular. 
Türk ordusu İzmir önlerindeydi artık. ''3 yıl 3 ay 25 gün'' süren savaş sona eriyordu. İzmir'de ulusal isyanın ilk kurşununu sıkarak işgalci Yunan Efzun Alayı'nın bayraktarını Karataş'ta yere indiren gazeteci Hasan Tahsin'in başlattığı mücadele yine aynı kentte noktalanıyordu. 
9 Eylül 1922 saat 11.00; Türk Süvarisi İzmir'e girmiş ve Konak'ı zapt etmiştir. Teğmen Ali Rıza ve bir erle hükümet konağının merdivenlerini yıldırım hızıyla adımlayan Binbaşı şerafettin Bey ikinci kattaki balkonda duran Yunan Bayrağı'nı indiriyor yerine Türk Bayrağı'nı çekiyordu. Halk coşku içinde özgürlük türküleri söylüyor ulusal kahramanını Mustafa Kemal Atatürk'ünü bekliyordu artık. 




Mustafa Kemal şehre giriyor 
Atatürk 10 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. Yer yer çatışmalar sürmekteydi. 3 bin kişilik Yunan kuvveti esir alınmıştı.
İzmir kurtarılmış Ulusal Kurtuluş Savaşı ''büyük utku''yla noktalanmıştı. Türk ordusu 4-5 ayda parçalanamaz denen Yunan cephesini birkaç günde yerle bir etti. 15 günde 600 kilometre yol aldı ve 150 bin kişilik düşman ordusunu yok etti. 
Atatürk'ün 1 Eylül'de Dumlupınar'da verdiği ''Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri'' emri 9 Eylül 1922'de İzmir'de noktalanırken yalnızca Türkiye için değil dünyanın bütün ezilen ulusları için yeni bir çığır açılıyordu. 
Hindistan lideri Mahatma Gandi Kurtuluş Savaşı'nı ''Mustafa Kemallerin zaferi dünya için bir hürriyet ve istiklal çağının sancağıdır'' diyerek selamlarken Pakistan lideri Cinnah emperyalistlere şöyle sesleniyordu: ''Bütün dünyaya sesleniyorum. Ne biz ne de her kıtada yaşamakta olan esir ve mazlum milletleri bundan sonra tutamayacaksınız.'' 
13 Eylül 1922 günü ulusa bir bildiri ile müjdeyi verir Atatürk: ''Asil Türk Milleti ordumuz 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı zaferle boşalttı. Akdeniz ordularımızın zafer şarkıları ile dalgalanıyor... Anadolu'nun kurtuluş zaferini kutlarken sana İzmir'den Bursa'dan Akdeniz ufuklarından ordularının selamını da sunuyorum.''

''Bu tarih insanların silahlardan uzaklaştığı bir zamanın adıdır."
"Bu tarih toplumu yönetim gücünün kaynağı olarak "millet iradesi" gösterilmiş İstiklal Savaşının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin itici gücü olmuş "tam bağımsız ve demokrat bir Türkiye" yaratma süreci başlatma tarihidir."
"Bu tarih Osmanlı cemaat düzeninin "tebeası-kulları" "vatandaş-yurttaş" kimliğini kazanıp "özgür birey-insan" olabilme tarihidir."


-- 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !