HAKKIMDA
el sanatları,resim,dantel,örğü
|
|
|
ZİYARETCİLERİM
|
|


BANNERİMİ ALITMISINIZ


DİĞER BLOGLARIMIN BANNERLERİ ZİYARET EDERMİSİNİZ?

|
|
DOSTSİTELER
|
|
|
Anket:
|
işte ATATÜRK`e Bunlar İçin Herkes Şapka Çıkartıyordu!!!
Atatürkçüler!..

Atatürk Cumhuriyetinin sahipleri.. batılı, demokrat Türkiye Cumhuriyeti' ne inanan insanlar.. Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, bugün koparılan gürültüler, toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyeti' nden şüphe ederseniz hele, biteriz. Atatürk biter. Atatürk Cumhuriyeti biter.. Yıllar önce İkinci Cumhuriyet sulandırmasıyla ortaya çıkıp, aslında Ortadoğu ve Orta Asya'ya göz dikmiş Amerika'nın ihtiyaç duyduğu tampon, uydu "Ilımlı İslam" devletine döneriz. O zaman yeni bir Atatürk de bekleyemeyiz. Çünkü Atatürkler tarihte kolay yetişmiyor.. En azılı düşmanı Lloyd George'un dediği gibi, yüzyılda bir geliyorlar dünyaya.. Geçen yüzyıl bize nasip olmuştu. İki yüz yıl üst üste şansın bize dönmesini ummayın.. Bakın, Ortadoğu ve Orta Asya siyasetini tamamen bir Ilımlı İslam Türkiye'ye bağlamış Amerika'nın niyetleri nasıl açık!.. Ne diyor gayri resmi sözcüleri Newsweek dergileri.. Türkiye'de iki derin devlet var. Biri temiz.. Yani tüm dinamik güçler ve tüm Atatürk bekçileri..
Bir de Kirli derin devlet var.. Temiz derin devlet varlığını devam ettirebilmek için kirliye muhtaç. Yani eninde sonunda o da bulaşık.. O da kirli... ..Ve baklayı ağzından çıkarıyor.. "Ey Türk milleti.. Bu derin devletten kurtulmak için tek yol var önünde.. Mart ayındaki seçimlerde oyunu AKP'ye ver. Yüzde 47'den daha fazla ver ki, onlar iyice coşsun, ötekiler iyice pıssınlar.." Yani, Deniz Baykal'ın göstermelik, Devlet Bahçeli'nin "Yavru" muhalefetine bile tahammül edemiyorlar, görünüşte.
Aslında Amerika'nın sorunu muhalefet değil. Bir Kemal Derviş müdahalesiyle işi nasıl başarıp, darmadağın ettikleri tüm öteki partiler yanında iktidarı AKP'ye nasıl altın tepside sunduklarını bilmeyen var mı?. Amerika'nın sıkıntısı Atatürk'ün ve ilkelerinin yılmaz bekçisi Ordu..
O orda, öyle dimdik durdukça, cumhuriyetin laik ilkelerinden ödün vermek, Ilımlı İslam devleti kurmak mümkün olmayacak.. O zaman hedef ne?.. Ordu!.. Türkiye'nin derin devleti var da Amerika'nın yok mu?.. Onlar salmazlar mı kendi derin devletlerini Türk Ordusunun üzerine.. O ordu yıpratılır, o ordunun Türk halkı nezdindeki başından beri açık ara süren "1 numaralı güvenilen kurum" niteliğine gölge, şüphe düşürülürse iş kolaylaşmaz mı?.. Bu ülkede her iktidar, polisi ele geçirebilir.. Ama Menderes dahil, Ordu'yu ele geçirebilen çıkmadı. O Harpokulu orda durdukça çıkmaz. Bugün polis ne durumda biliyor musunuz?. Tarikatlar ne kadar sızmışlar haberiniz var mı?. Bugün Ordu'yu yıpratan her olayın içinde ve başında polisin olması tesadüf mü?. Polis, yargının, yani savcıların, mahkemelerin isteğiyle mi hareket ediyor, yoksa iktidarın emir kulu mu?.
Polisin o gün nereleri basacağını polisten evvel devlet televizyonunun bilmesini neye bağlıyorsunuz mesela..
Çok kritik bir Ordu mensubunun evi basılır, güya çok önemli belgeler ele geçirilirken, savcılara haber verilmeyişi, polisin eve gelip yalnız başına 3 saat çalışması ve bilgisayarı yedekleme yapmadan alıp gitmesi tesadüf mü?.
İçinden çeşitli silahlar çıkan kazı yapılırken, polisin tüm özel yayın kurumlarına engel olup, sadece TRT kameramanı eşliğinde çalışması hep masum tesadüf, ya da talihsizlikler mi?. Ordu'dan şüpheyi pompalayan satılık kalemler, hem de bu kadar temel yanlışı yapan polisi niye eleştirmiyorlar sizce?.
Geçen gün, bulunan silahlarla ilgili, 1965 yılında askeri okulda bize verdikleri dersi özetledim. İşgal altındaki ülkede, işgalcilerle gerilla savaşı yapmak için, barışta gömülen, saklanan silahları anlattım.
Bir emekli General dedi ki.. "Yazdıkların doğru.. Bak sana söylüyorum. Bugün bulunan tüm silah ve cephanenin devlete kayıtlı olduğunu asker de, polis de biliyor. Asker görev bilinci içinde sırlarını açıklamaz. Susuyor. Polis bunu biliyor ve kullanıyor.. Asker hızla yıpranıyor.."
Ergenekon adı altında kopan tüm gürültünün baş hedefi, Atatürkçüler ve de özellikle Atatürk'ün ordusu..
Gün susma, sinme, geri adım atma, "Hele bir bekleyelim" deme günü değil..
Onlar organize.. "Fet" diyorum, yüzlerce küfür, tehdit maili yağıyor. Bir yerden işaret almış gibi.. Bütün gazete yöneticileri, bütün köşe yazarları bu baskının altında..
Atatürk'e söven yazılar son günlerde nasıl azdı, nasıl yoğunlaştı?.. Çünkü onlara da alkış yağıyor her sövmelerinde, ayni merkezlerden. . Atatürk Cumhuriyetçileri. . Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler.. Bilgisayarlar kilitlensin haykırmanızla. . Atatürk'ün kurumları, onlara sahiplendiğinizi görsün, hissetsin, yaşasınlar..
Korkmadıkça, sinmedikçe, palavraya pabuç bırakmadıkça.. |
Tarih: , 7/11/2009 Kategori: şiir ve yazılar |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
M. Kemal Atatürk ............... ATAM!!!!!!!!!!!!!!!!!


Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. M. Kemal Atatürk 
|
Tarih: , 6/11/2009 Kategori: şiir ve yazılar |
Yorum (0) | Bağlantı |
|
CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUNNNN
 "Seni diğerlerinden farksız yapmaya'' bütün gücüyle çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı, artık hiç bitmez"
   
 Biz TÜRKİYE'yiz...... 29.Ekim.1923' te kaldı yüreklerimiz.. ATAM doğrul yatağından da bir gör! Ne haldeyiz.. Sizinle birlikte biz de ölseydik... Şanla, şerefle ve gururla şehit olup gömülseydik herbirimiz..
Mehmetçik Güneydoğu'da..Milletçe tuttuk nefesi.Yiğtilerimizin Anadolu'nun bağrından hep bir ağızdan çınlar sesi..yer gök inler.. Kınalı kuzlarımızın başlarında; Denizin mavisinden Yaprağın yeşilinden Tankçısında siyahından En önde gideninde ise, yürek kırmısından kolalı fesi.. Bölünmez tarih sürdükçe bu vatan Ne kanlar döktü, toprak altında yatan. Biliyorum ki! Kabrinde rahat değilsin ATAM.. Aysel'in oğlu, Kulede nöbette Emine'nin oğlu Lice'de Mücadelede.. Annesi düşünmekten oğlunu..ne iki yudum ekmeğini yiyebilmiş.. ne günlerce acısından suyunu içebilmiş..ne de uykularını uyuyabilmiş. .dayanamayıp daha kırbeşine gelmeden kalbine yenik düşmüş ve şimdi kara yerde. .Oğlunu teskeresine iki ay kalmişken. .kucaklayamadan göçmüş gitmiş.. Sormuş Cüneyt elinde belgesiyle eve döndüğünde. .Annem nerde diye. .Haykırmış tüm gücünle..hiç kimsede ses yok..diyememişler. .herkesin köy avlusunda nutku tutulmuş..yüreğini kor sarmış oğulun... .Annem öldü. .Anlamıştım..uzun süredir sesi soluğu çıkmıyordu zaten demiş.. Şimdi kardeşi onunla aynı kaderde.. o da Anadolunun yanık bağrında..Seksenlik babaannesinin iki gözü iki çeşme. .Ağlama nene diyor Samet ...Bir evde bir acı yeter. .Ben sağsalim dönecem..Yüreğini serin tut.. Döndüğümde ağabeyim gibi hüsranla karşılaşmam merak etme...
Her biri bu vatanda evlat Nalan'ın oğlunun er mekanı, Hozat, Suruç'ta Hande'nin nişanlısı Murat.. Dayan! Gamı, kederi yüreğinden at...
Mehmetçik Güneydoğu'da Dedesinin doğduğu yurdunda Babası Trakya'lı, Annesi Egeli olsada Ne fidanlar yatıyor boylu boyunca, kanla kazanılmış bu toprağın altında. Nice canlar gidiyor bu uğurda... Ha İstanbul, ha Mardin, ha Hakkari, ha Kocaeli Ya da ülkemizin başka bir ili Değil mi ki cehaletin pusuda sardırılmış eli Bu, asla bu Vatanın evlatlarının işi değil Bu tamamiyle dış mihrakların TÜRKİYEMİZ üzerindeki çıkara dayanan emeli.
Ey Anadolum, ATAM'ın size Değil miydi? Unuttunuz mu? İlk fetih yolu....
Ey! Dağdaki nefsi çalınmış, ömrü biçilmiş kul.. Ey! Canını hiç uğruna verme, deden kimmiş bul. Herbirimizin dedesi Çanakkale' de koyun koyuna yatmıyor mu bir sor. Nedir bu kavgan, bir evde bir baba yeter, kardeşini kıskanma, görme hor..
Tankçı Emrah Mersin'li, Hakan Aydın'lı, Gürsel Edirne'li, Reşit, Şanlıurfalı... Herbiri değil mi ki, bu kutsal vatanın mert delikanlıları.... Evleri değil midir sarmaş dolaş yattıkları koğuşları.. Herbirinin cepkeninde birbirlerinin adresleri. .sevdalılarının resimleri..
Mehmetçik Güneydoğu'da Üstelik bir çok genç gönüllü orda Kötü tohum yok onların ve elleri öpülesi komutanlarının bağrında..
Hikmet'in ablası evli boşnakla. Metin'in halası sözlenmiş arnavutla... Necmi'nin kızkardeşi söz hazırlığında çerkezle... Volkan'ın yeğeni bir laza sevdalanmış. Fırat'ın dayısı göçmenle nikah işlemlerinde. .Tolga'nın ağabeyi bir kürt kızına aşık olmuş ve valizi kaptığı gibi sevdiğinin yanına koşmuş ve yerleşmiş Anadolu'ya..... İşte anlatmak istediğim bu ya......
Nice öksüz ve yetim kınalı kuzular Pisi pisine kara toprağa girdiler Daha sakal tıraşını olamadan..vitrinde çok beğendiği gömleği alıp giyemeden. .Zar zor aldığı pantolununu keyifle sırtına sokamadan.fiyaka atamadan... Sevdiğinin hediyesini boynuna takamadan. .Zafer madolyosu künyesiyle girdi kara toprağa..
Nice delikanlı sığamadı tabutlara. Ay-yıldızlı bayrak sevgili olup, sarıldı vücutlarına Milyonlarca insan seli yanlarında Gözyaşları ırmak olmuş, taşmış mezarlara..
Ahmet, eşi hamileydi ayrıldığında, Saffet, eşini bebesiyle bıraktı baba ocağında Güneri, nişanlısyla vedasını etti cami kenarında Herbiri dualarla, davullarla uğurlandılar asker ocağına.. Herbiri arkadaş oldu, sırdaş oldu nizamiye bahçesinde.. Bizler geceleri rahat uyuyalım diye.. Biri, gül kokulu anasına doyasıya sarılamadan Biri, model aldığı babasını kucaklayamadan Bİri, bebesini okşayamadan Bİri, sevdalısına utancından dokunadan Her biri dönmek umuduyla vedalaştılar..
Yaşamları çalındı, saygısızca ellerinden Canları alındı, sorgusuzca bedenlerinden Yürekleri söküldü, bağırlarından..
Bu vatanda dostça, kardeşçe, insanca kenetlenerek, sırt sırta verip, mücadele etmek varken... Sevgide ve kederde birleşip, engelerin üstesinden gelmek varken.. .Ne ister, kardeş kardeşten..
Dinsin artık! TÜRKİYE'mizin gözyaşları Sönsün artık! Anadolu'nun yıllardır yanan bağrı.. Yalvarırım akmasın kan, Bırakın silahları. Hepimiz değil miyiz bu güzel vatanın evlatları... Uzak tutun ülkemizden şeytanları, Sevindirmeyin, alkışlatmayın düşmanları...
Volkan Anadolum! ATAM'ın sevgili evlatları Trakyalım, Egelim, Marmaralım, Karadenizlim, Akdenizlim Sizlere yoktur sözüm.. İşte budur özüm. Bu vatanda kardeş oldu kardeşten ayrı Aysel'in yanan ve seven yüreğindendir İnsanlığa-Dostluğa-Barışa ÇAĞRI..
Aysel Tarcan 28.10.2009 |
Tarih: , 28/10/2009 Kategori: şiir ve yazılar |
Yorum (1) | Bağlantı |
|
açılım isteyenlere!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! itaf ediyorummm........
Canım Oğlum,
Nereden, nasıl başlasam bilmiyorum. O kadar özledim ki seni… Canım yavrum, sen bizim ilk göz ağrımızdın.. Dört gözle beklemiştik babanla doğumunu… Dokuz ay sonra hastanede seni kucağıma bıraktıkları ilk gün vuruldum sana… Ne güzel gözlerin vardı, ışıl ışıl… Öyle güzel kokuyordun ki… Evimize neşe getirdin. Bir de hep uslu çocuktun, hiç üzmedin beni… Ne sık sık ağladığını bilirim, ne de yok yere huysuzlanmanı… Uyurken bile gülümserdin, meleklerle oynadığını düşünürdüm. Hastalanırsan başından ayrılmazdık, babanla nöbet tutardık sabaha kadar… İlk adımını unutamam, sonra ilk ''anne'' deyişini… Hep üstüne titredik.
Sonra büyüdün… Zaman su gibi geçiyor. Her dışarı çıkışında, her seyahatinde sana belli etmedim ama yüreğimden neler koptu.
Bir tek seni askere uğurlarken rahattım. Komutanlarının sana gözü gibi bakacağından emindim. Bir süre sonra Güneydoğu''ya gideceğini haber ettin. O kadar heyecanlıydın ki, öyle emin konuşuyordun ki… “Göreceksin anne, bu devlet düşmanlarına gereken cezayı vereceğim. Vatanımın dağlarını bu eşkıyalardan temizleyeceğim” diyordun. Hep komutanlarının iyiliğinden, arkadaşlarından bahsettin. Rahatlığın, güvenin bizleri de rahatlattı. Sana sadece “Kendine dikkat et evladım” diyebildim. Ne de olsa seni bugünler için yetiştirmiştik. “Merak etme” diyordun, “Merak etme annem. Kalbini rahat tut!” Bir gün merakta bırakmadın bizi, fırsatın oldukça sık sık aradın, ayda bir mektubunu aldık. Mektubunu dakikalarca kokladığımı bilirim. Gönderdiğin fotoğrafları baş ucumuza koyduk.
Son mektubunda “Ben şehit olursam, ağlamayın sakın! Düşmanları sevindirmeyin.” diyordun. Telefonda “O nasıl söz oğlum” dedim. Sustun, sanki içine doğmuştu. “Hakkını helal et, güzel annem” dedin. Nereden bilirdim bu konuşmanın seninle son konuşmamız olduğunu… Baban duymuş önce, haberlerde söylemişler. Söylemediler önce bana… Kardeşin de sakladı. Ana yüreği bu, hissettim ben… Sonra öğrendim ki, pusuya düşürmüşler, çıkan çatışmada vurmuşlar seni… Elleri kırılsın o zalimlerin… Sanki canımı aldılar, sanki dünyayı başıma yıktılar. Bir ateş ki yüreğimin tam ortasına oturdu. Komutanlarınla görüştük, seni çok övdüler. “Kahramanca çarpıştı. Kanı yerde kalmayacak. Bizi de evladınız sayın artık.” dediler. “Vatan sağolsun” dedim. Oğlum seninle hep gurur duydum, sağlığında bir gün olsun boynumuzu eğik gezdirmedin … Cenaze töreninde de başımız dik, gururluyduk. Sana sözümüzü tuttuk, bir damla gözyaşı göstermedik, namertler sevinmesin diye… Hep içimize akıttık gözyaşımızı… Bayrağa sarılı tabutunu öptüm. Ben senden bir saat, bir dakika ayrı kalamazdım, şimdi seni nasıl toprağa koyacaktım a canım oğlum!
Aradan onca zaman geçti. Acın, hasretin içimizde yavrum… Bir kerecik bile olsa kokunu alabilsem, saçlarını okşayabilsem, öpsem gamzenden… Sevindirici bir haberim var sana… Komutanların sözünü tuttu yavrucuğum, kanın yerde kalmadı, sana kıyanları tez zamanda buldular, cezalarını verdiler. Cenazene gelmeyenler, cenazene gelmeye utananlar, “senin gibi ana kuzularını vuranları affettiler yavrum… Acımıza, acı eklediler.” Onları affetmeyeceğim. Canım oğlum, fırsat buldukça yanına geliyorum, dertleşiyorum seninle… Sağolsunlar, komutanların her fırsatta gelip misafirimiz oluyor. Yokluğunu aratmıyorlar. Yakında kardeşin de askere gidiyor. Bu vatana bir arslan verdim, gerekirse ikincisini veririm. “Vatan Sağolsun”
Seni çok seven annen… |
Tarih: , 27/10/2009 Kategori: şiir ve yazılar |
Yorum (1) | Bağlantı |
|
denemekte fayda var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
| 21 Ekim 2009 Çarşamba Sevgiyle merhaba, bu ay "21 Gün niyet çalışmasını" sizlerle paylaşmak istedim. Bu çalışmayla kendiniz için, arzu etmiş olduğunuz niyetiniz için adım atmayı anlatacağım. Yaşamınızdaki çözemediğiniz sorunu belirleyin. Artık hepimiz biliyoruz, sorun olarak gördüğümüz şey, biz onu öyle görmek istediğimiz için yaşamımızda var. Sorunun dışına çıkmak, yaşanılan olayın bir adım gerisinden bakarak bana ne anlatmak istiyor? Çözülemeyen göremediğim şey nedir? Burada ilerlememe engel olan ne? Dediğimizde, daha farklı bir pencereden, yaşadığımız duruma, duygulara bakmaya başlarız. Sorununuz, çözemediğiniz nedir? İşsizlik, parasızlık, borçlar, ilişki, sağlık, kendinizi değersi hissetme her ne ise belirleyin ve bunun için 21 günlük bir çalışmaya başlayın. Ne yapacağız bu 21 günde? Örneğin işsizlik ve işe girme niyeti için bir çalışma olsun bu. Bunu diğer alanlara da istediğiniz gibi uygulayabilirsiniz. Öncelikle şu anki durumunuzu, işsiz olduğunuz ve işsizlik ile ilgili yaşamış olduğunuz her şeyi olduğu gibi kabul edin. Sorumluluğunu alın. Bu duruma kızmayı, sinirlenmeyi olumsuz enerji üretmeyi bırakın. Bakış açınızı ve davranış biçimlerinizi değiştirin. Yaşadığınız bu durum için nasıl bir iş hayatında olmak istediğinize dair bir seçim yapın. Firma ismi belirtmeyin. İlla bu işyeri olsun demeyin. Sadece sonuca odaklanın. Nasıl bir işyerinde çalışmak sizi mutlu eder? Hangi iş sizi sabah yataktan uçurarak, gülümseyerek kalkmanızı ve işyerinde olmanızı sağlar? Masa başında çalışarak mı yoksa dışarıda olursa mı daha verimli olursunuz? İş hayatında kendinizi nerede görmek istersiniz? Kariyerinizde yükselmek için almanız gereken eğitimler var mı? Sosyal güvenceler ile ilgili düşünceleriniz neler? Ekip arkadaşlarınız ile aranızdaki ilişki nasıl olmalı? Seyahatler ile ilgili düşünceleriniz neler? İşinizin yaşamınıza etkileri neler olmalı? Geliriniz için düşündüğünüz rakam nedir? İçinizdeki yaratıcılığı ne olursa dışarı çıkarabilirsiniz? Ne zaman işe başlamak istiyorsunuz? Bütün bu sorulara bir çok arzunuzu da ekleyerek bir işyerinden beklediğiniz ve bu iş yerine verebileceğiniz her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünün. Sadece şunu bilin. Bu iş sizin için hazır. Arz-talep meselesi. Bir yerlerde size ve vereceğiniz hizmete ihtiyacı olan bir firma sizi bekliyor. Sizde bu işi bekliyorsunuz. Ama bir türlü bir araya gelemiyorsunuz. Bu durum kadın - erkek ilişkileri gibi… kadınlar geliyor, adam gibi doğru dürüst bir adam yok diyor. Erkekler geliyor, aile kuracağım dosdoğru bir kadın yok… diyorlar.. Sadece birbirlerine yapıştırmış oldukları olumsuz etiketler ile bir araya geleceklerine bir birlerinden uzaklaşıyorlar. Halbuki istek ve arzu iki taraf içinde aynı. Yargılama ve suçlamalar bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi… Neyse biz yine işe dönelim. Bir araya gelmenize engel olan düşünceleriniz,inançlarınız olabilir, şüphe duyuyor olabilirsiniz, hak etmediğinize inanabilirsiniz. Şimdi bütün bunları kaldırın, amacımız bu engelleri kaldırarak arzunuza kavuşmak. Bunun içinde sizi şüphe dolu çızırtılı yayın yapan frekanstan çıkarıp ses düzeni süper olan bir frekansa çekmek. Tıpkı bir radyo istasyonu gibi. Yukarıdaki soruların cevaplarını ve daha eklemek istediklerinizi bir cümle haline getirin ve seçimizi yapın, davranış şekillerinizi değiştirmeye başlayın.Gün içinde sanki işsiz değil de, birkaç gün sonra işe başlayacakmış gibi düşünerek hareket etmeye başlayın. "Yeni bir iş için 21 gün çalışması" için her gün yeni işiniz için adım atın. İlk başta davranış kalıplarınızı kırın. Gün içinde yaptıklarınızı değiştirin. Şu an işe başlayacak olsanız neler yapardınız? Niyetiniz ile ilgili her günün tarihini atıp atmış olduğunuz adımı bir deftere yada kağıda yazın. Bir gün, önceki iş hayatınızdaki olumsuzlukları sizde bırakan tüm olumsuz izleri düşünün ve bunları bırakın, patronlarınızdan,müşterilerinizden özür dileyin çalışma arkadaşlarınızdan özür dileyin.( İlla bu kişileri görmenize gerek yok gözleriniz kapatıp sanki karşınızda ve konuşuyormuşsunuz gibi bunu yapabilirsiniz)Aslında iş hayatınızdaki duruşunuz ile ilgili kendinizle yüzleşin kendinizden özür dileyin. Artık geçmişe dair ne yaşadıysanız geçmişte kaldı bunu sevgiyle bırakın, bugüne taşımayın. Diğer bir gün iş hayatı adı altında kurmuş olduğunuz kelimeler odaklanın.(çok zor,mücadele gerekiyor, çalışarak para kazanılmaz vs..) ve bunları bırakıp olmasını istediğiniz güzel bir şekilde yeni bakış açınızla tanımlayın..(kolay,eğlenceli insanı büyüten, destekleyen vs ) Diğer bir gün bugüne kadar ertelediğiniz her şeyi yapın. Aramadığınız, görüşmediğiniz tüm insanlara ulaşın. Arayın hatırlarını sorun. Bir gün iş dünyasında neler oluyor diye dergiler alın, ekonomiyi takip edin mesleğinize dair şeyleri okuyun. Diğer bir gün iş ilanlarına bakın, cv nizi gönderin. (bu arada beni almazlar gibi yorumlar yapmadan benim işim hazır diye düşünün,uygun olan yerde başlarım ) Başka bir gün kendinize bakıma alın. Kuaföre gidin, saçınızı kestirin vs. Başka bir gün kendinize çiçek alın. Başka bir gün kendiniz ile ilgili iş hayatında neler yaptığınızı ve neler yapabileceğinize dair bir mektup yazın. Hedefleriniz sıralayın. İş için bir ayakkabı ya da kıyafet alın. Ya da iş yerinde kullanmak için bir bardak alın. Bir gün meditasyon yapın. Yeni iş yerinde çalışıyormuş ve toplantı halindeymiş gibi bir imgeleme yapın, hayal edin bunu sadece. Oradaki başarıyı mutluluğu hissedin. Bir gün bu iş için dua edin vs.. Kendinize özen gösterin, spor yapın, arkadaşlarınızla buluşun onları evinize davet edin. Dışarı çıkın ,sinemaya gidin. Hayatın içinde keyif alarak yaşayın. Bir gün hiç tv.seyretmeyin… Sahip olduğunuz her şey için teşekkür edin.Sağlıklı olduğunuz için ,dostlarınız için vs. Kırgınlıklarınızı ve küskünlükleri bırakın Nefes çalışması yaparak olumsuzluğu bırakabilirsiniz. Nefesinizi verirken kızgınlığı ( ( öfkeyi, siniri,hastalığı vs.) bırakıyorum Nefes alırken sevgiyi içime çekiyorum,huzuru yaşamıma alıyorum gibi bir çalışma yapabilirsiniz.. İşsiz olduğunuz bu zaman diliminde daha önce vakit bulup ta yapamadığınız her şeyi yapmaya çalışın. Sonuçta 21 gün boyunca iş odaklı bir adım atın. Bu sadece işiniz ve niyetiniz ile ilgili olsun. Bütün gün bir şeyler yapıp akşamda bu yapmış olduğumu iş niyetim için yapmış olayım diye defterinize yazmayın. Sabah belirleyin ne yapacağınızı ya da gün içinde aklınıza geldiğinde ve yaparken bunu şimdi iş niyetim için yapıyorum diyebilirsiniz. Onaylamalar yapın gün içinde. Seçimlerinizi tekrar edin. Seçmiş olduğunuz hayatı yaşadığınızın farkına varın. Neyi kendinize hak olarak görüyorsanız onu yaşayacaksınız. Bu yüzden her an kendinizi ilan edin ve niyetinize odaklanın. Bütün bunları yaparken aslında ben yapamam, başaramam, bana haksızlık yapıldı vs vs..gibi bahaneleri artık yaşamınızdan çıkarıyor olacaksınız.Yani frekansınız değişmeye başlayacak. Frekansınız başarı, huzur, mutluluk, maddi bolluk, sevgi vs. olacak. Kendinizi evrene nasıl ilan ederseniz onu yaşayacaksınız. İyi ve güzel bir işte çalışmayı hak ediyorum. Keyifle ve mutlulukla yapmış olduğum işten çok para kazanıyorum.Gerçek potansiyelimi kullanıyorum. Yaratıcılılığımı şimdi kullanmaya başladım bile. Çalışma arkadaşlarımla uyum ve denge içinde keyifle çalışarak muhteşem projelere imza atıyorum.Kendimi seviyorum. Kendime ve yaşama güveniyorum.Ben çok değerliyim, başarılı olmak benim en doğal hakkım. Yaşamın tüm armağanları için teşekkür ediyorum ve yaşamımda olmalarına izin veriyorum. Her gün için bütün bunlar gibi bir çok onaylamalar kullanabilirsiniz . Bu zaman dilimi içinde olumsuzluklar yaşarsanız, bunlar dikkat etmeniz ve değiştirmeniz gereken şeylerdir. İşte o zaman davranış şeklinizi değiştirin. Daha önce sinirleniyorsanız,şimdi anlamaya, sevgiyle bakmaya çalışın. Kendinize engel olamıyorsanız ortamdan uzaklaşın. Başka bir bakış açısıyla görmeye çalışsın. Bir işyerindeki teklifiniz kabul edilmediyse bilin ki daha iyisi gelecektir bunun için olmamıştır. İnancınızı her zaman koruyun. Bu 21 günü dediğim gibi her şey için uygulayabilirsiniz. Bir duygunuzdan özgürleşmek için bile. Eski ilişkinizden özgürleşmek, yeni bir ilişkiye başlamak vs.. Aslında burada yapılan kendi değerinize sahip çıkmak, kendiniz için bir şeyler yapmak adım atmak, şikayeti bırakıp seçim yapmak ve buna odaklanmak. 21 gün içinde çok şey değişebilir.Siz yeter ki adım atın.. Kendiniz için, niyetleriniz için atmış olduğunuz her adım yaşamınızda güzel değişimler getirecektir. Yaşamın size getireceği sürprizlere açın kendinizi ve sevgiyle kabul edin en önemlisi yaşamınızda olmasına izin verin. Unutmayın!!!! Birinci göreviniz yaşamdan keyif almak, mutlu olmak, sevinç duygusu içinde yaşamak. Bunu şartlar değiştiğinde değil şu an olduğu haliyle, kendinizi değiştirerek yapabilirsiniz.. Harika, muhteşem, sevgi dolu, ışıl ışıl parladığınız bir ay geçirmenizi diliyorum. Füsun Paşa Yaşam Koçu Livcon International Certified Coach fusun.pasa@mailmedianetwork.co |
Tarih: , 23/10/2009 Kategori: şiir ve yazılar |
Yorum (1) | Bağlantı |
|
|